|
|
| |
| 1 |
e-ticaret sitemiz hizmete girmiştir |
10-11-2011 |
|
|
|
| 2 |
İSO Meclis Üyesi Fikret KAYA / İstanbul Sanayi Forumu 2011 Yılı 2. Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı / Meclis Konuşması |
13-12-2011 |
|
İSO Meclis Üyesi Fikret Kaya:”Türk sanayi sektörünün teknolojısı, rakiplere göre çok zayıf” rn Ekim ayı Meclis toplantısında eğitim ve tazminat konusuna değinerek sözlerine başlayan İSO Meclis Üyesi Fikret Kaya, UMEM Projesi’ne fazla talebin olmadığını ve bunun bazı bürokratik işlemlerden kaynaklandığını söyledi. rn Tazminat konusunda hakedilen şartların hiçbir zaman geri alınmaması gerektiğini söyleyen Kaya taşeron işçi olarak alınan işçilerin kısa sürede, hatta meslek sahibi olmadan tekrar işsiz kaldığını ve taşeron işçilerin işletmelerde 2-3 yıl gibi deneme süresi koyup, iş imkanı tanınması gerektiğinin altını çizdi. rn Türkiye’de sanayicilerin rekabet etme gücünün zayıf olduğunu belirten Fikret Kaya”Türk sanayi teknolojisi özellikle Uzak Doğu’daki rakiplere göre çok zayıf.Onun için insan gücümüzün de eğitimli ve de kaliteli işçi seviyesi ve bu konuda bir işveren gibi çalışacak işçi kadromuzda profesyonellere ihtiyacımız var” dedi.
|
|
|
| 3 |
T.C. Ekonomi Bakanı Zafer ÇAĞLAYAN / İstanbul Sanayi Forumu 2011 Yılı 2. Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı / Meclis Konuşması |
13-12-2011 |
|
Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan: ”Türkiye 2008 krizini hızla aştı ama AB bu krizi atlatamadı.”rn İstanbul Sanayi Odası’ nın “İstanbul Sanayi Forumu” adıyla, 20 Ekim 2011 tarihinde düzenlendiği 2011 yılı 2. Meslek rnKomiteleri Ortak Toplantısı’na katılarak görüşlerini aktaran T.C. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, küresel ekonomiyle ilgili sorunları analiz ederken, 2008’in yansımalarıyla birlikte bugün birçok ülkenin ameliyat masasında ya da yoğun bakımda olduğunu söyleyerek “Öyle bir durumdalar ki doktor bulmakta zorlanıyorlar.Bugün Avrupa Birliği’nin içinde bulunduğu durumun ve yaşamış olduğu ekonomik sıkıntının temelinde AB’ de doğru düzgün bir lider olmayışı rnyatıyor” dedi. rn İstanbul Sanayi Odası’ nın “İstanbul Sanayi Forumu” adıyla, 20 Ekim 2011 tarihinde Swissotel The Bosphoros İstanbul’ da düzenlediği 2011 yılı 2. Meslek Komiteleri Ortak Toplantısına katılarak görüşlerini aktaran T.C. Ekonomi Bakanı Zafer ÇAğlayan, ihracatımızın %57’sini Avrupa’ya yaptığımızı söyledi ve “İhracat ürünlerimizin %95’i sanayi ürünleri ve Türkiye 339 gümrük bölgesiyle 20 bin ürün ihraç eden ülke durumuna geldi” dedi. rn “Türk Sanayinin Üretim ve İhracat Yapısında Değişiklik Stratejisi”temalı İstanbul Sanayi Forumu’nda bir konuşma yapan Çağlayan, İSO’nun toplantılarını özellikle önemsediğini İSO’yu Türk sanayininana mektebi olarak gördüğünü rnİSO Meclis üyeleriyle paylaştı.Terör saldırısında 24 askerin şehit edilmesinden dolayı yaşanılan acının çok büyük olduğunu söy7leyerek sözlerine başlayan Çağlayan,”Ciğerimiz yanıyor ama bağrımıza taş basıyoruz” dedi.Terör örgütü- rnnün Doğu ve Güneydoğu’ya yapılan yatırımları önlemeye çalıştığını belirten Çağlayan, teşviki yaparken terörü, Türkiye’nin geri kalmış bölgelerini kesinlikle göz ardı edemeyceklerini belirterek, “Bugün terör örgütünün yapmak istediği, Doğu Anadolu’ ya yatırımcı gitmesini, Doğu ve Güneydoğu’da yatırım olmasını engellemektir.O bölgeleri açlığa, susuzluğa mahkum etmektir.İnadına orada yatırım, üretim yapacağız ve o bölgelere özel destekler vereceğiz.Türk ve Kürt kardeşliğini bozmak isteyenlere fırsat vermeyeceğiz” diye konuştu. Çağlayan, “Sanayiciyken dala bakardım, Ankara Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanıyken ağaza bakardım, ama şimdi Ekonomi Bakanı olarak ormana bakıyorum.Ekonominin bütününe, benim alanıma giren tüm sektörlerei eşit şekilde davranmak zorundayım” dedi. rn “Avrupa, lider yönetme anlamında sınıfta kaldı” rn 2008’in ezberlerin bozulduğu bir yıl olduğunu belirten Çağlayan sözlerini şöyle sürdürdü:”2008’in yansımalarıyla birlikte bugün birçok ülke ameliyat masasında ya da yoğun bakımda.Öyle bir durumdalar ki doktor bulmakta zorlanıyorlar.Bugün AB’nin içinde bulunduğu durumun ve yaşamış olduğu ekonomik sıkıntının temelinde AB’de doğru düzgün bir lider olmayışı yatıyor.AB bir taraftan ekonomik sıkıntıda kalırken bir taraftan da lider yönetme sıkıntısında kalmıştır. Yunanistan’da yaşanan krizin diğer ülkelere yansıma riski var.Her geçen gün belli ülkelerde hem bankacılık sektöründe sıkıntılar yaşanıyor hem de ülke kredi notları birbiri ardına düşürülüyor.Bu hale gelmelerinin asıl önemli sebebi Avrupa’daki liderlerin karar alamayışı,liderlik vasfını ortaya koyamayışı, bu krizi yönetemeyişi ve zamanı yeterli anlamda kullanamayışından kaynaklanıyor.Türkiye 2008 krizini hızla aştı ama AB bu krizi atlatamadı.Bu durum Türkiye’de siyasi istikrarın getirmiş olduğu bir armağandır.Türkiye bu küresel krizde iki önemli noktayla ayakta kaldı.Birincisi siyasi istikrar, ikincisiyse ekonomik istikrar.” rn 2001 yılında Türkiye’yi sıkıntıya sokan nedenin Türkiye’nin borçlarından kaynaklandığını söyleyen Çağlayan, “Kamu borçları milli gelirimizin %75’iydi. Türkiye topladığı her 100 dolarlık vergininüzerine 10 dolar da borçlanıp ancak borcun faizini ödüyordu.Bugün toplanan her 100 dolarlık verginin 15 doları sadece faize gidiyor.Bütçe açıklarımız bu yıl sonu itibariyle %1,7 olarak hesaplanmıştır.İlk 9 ayda bütçe açığımız 34 milyon dolar fazla verdi.Bütçe açığı fazlası diye bir tabir Türkiye’de yoktu.Dilimize yeni girmiş bir terim gibi olduHükümetimiz 2014 yılına kadarda bütçe açıklarını %1’e indirecek orta vadede bir program açıkladı” dedi. rn rn “Cari açığın neşterle kökünden kazınması gerekiyor” rn İhracatımızın %57’ sini Avrupa’ya yaptığımızı kaydeden Ekonomi Bakanı Çağlayan,”İhracat ürünlerimizin %95’i sanayi ürünleri ve türkiye 339 gümrük bölgesi ile 20 bin ürün ihraç eden ülke durumuna geldi” diye konuştu.Göreve başladığı ilk günlerde ihracata dönük üretim stratejisini benimsediğini belirten Çağlayan, cari açığın neşterle kökünden kazılması gerektiğini vurguladı.”Otomotiv sektörü bizim göz bebeğimiz ve başımızın tacıdır” diyerek otomotiv sektörünün önemine değinen Çağlayan, “Türkiye otomotiv sektöründe çok iyi bir yan sanayiye sahip ama şu anda otomotivde her yıl 5 milyar dolar motor ve aktarma organı ithalatı yapıyoruz.Ülkemizde otomobil kaporta sacının hiçbir üretimi yok.Biz şimdi reçeteyi yazmaya başladık.Girdi Tedarik Stratejisi’nde (GİTES) elde ettiğimiz sonuca göre teşvikler hazırlıyoruz” dedi. rn rn“Türkiye’nin tekstil sektöründe ciddi bir kapasitesi var” rn
rn Enerjinin çeşitlendirip, maliyetlerin düşürülmesi gerektiğini ifade eden Çağlayan, ithal etmek zorunda kalınan materyalleri Türkiye’de üretebilecek enerjiye ihtiyacımız olduğunu söyledi.Tekstil sektörüyle ilgili bakanlığın yapmış olduğu çalışmalar hakkında da bilgi veren Çağlayan şöyle konuştu:”Türkiye’nin tekstil sektöründe ciddi bir kapasitesi var.Laleli, Osmanbey, Merter bu bölgelerle ilgili neler yapılabilir diye çalışmalar yapıyoruz.2004’te ahlak dışı kullananlar sebebiyle serbest bölgelerin avantajı kalktı.Serbest bölgeler cari açığın azaltılmasında çok iyi bir ilaçtır ama serbest bölge kavramı artık Türkiye’ye dar geliyor. Serbest bölge yerine özel ekonomik bölgeler yapılması konusunda çalışmalar yapıyoruz.İçinde eğlence,turizm,eğitim,ticaret,sanayi, gibi alanların olduğu bölgeler yapılması konusunda çalışma başlattık.Bununla ilgili çeşitli ülkelerdeki örnekleri inceledik.Umarım ki bunları yaparak ülkemizi daha iyi konumlara getire- rnceğiz.”81 ilde tam 500 sektörde araştırma yaptıklarını dile getiren Zafer Çağlayan,”500 sektörün rekabet analizlerini ortaya çıkardık.81 ilden hangi ülkelere ihracat yapılabilir biliyoruz.73 ülkede 1273 sektörü tek tek analiz ettik.Bu ülkelerin hangi kalemde ithalata ihtiyaç duyduğunu gelecekle ilgili ihtiyaçlarının hangi sektörlerde olacağını belirledik.Bu çalışmayla şuan hiçbirşey yapmasak bile ihracatımızı %23 oranında arttıracağımızı gördük” dedi. rn Çağlayan,”Türkiye’nin 2002 yılına kadar doğrudan getirdiği toplam yabancı yatırım 14,5 milyar dolardı.2003’ten bugüne Türkiye’ye gelen doğrudan yabancı yatırım 105 milyar dolar.Bu yatırımlar 28 yaş ortalamamıza,Türkiye’nin coğrafi konumuna ve Türkiye’nin 4 saatlik uçuş mesafesinde 56 ülke barındırmasından kaynaklanıyor.Bu yıl ülkemize gelen toplam doğrudan yabancı yatırım 10,1 milyar dolardır ve geçen yılın aynı dönemine göre iki katından fazladır.Bu ge- rnlirin %92’si Avrupa’dan geliyor.Avrupa gelişimini tamamladığı için Avrupa’nın akciğeri sadece Türkiye’dir”diye konuştu. rn TL’nin sanayideki üretim yapısını bozmasının faturasını, cari açık vererek ödediğimizi söyleyen Ekonomi Bakanı Çağlayan,”Merkez Bankası şuanda son derece doğru davranıyor.Gerektiğinde elindeki bütün araçları tek tek deniyor. Unutmayın ki şu anda Merkez Bankası ciddi bir mücadele veriyor” dedi. rn “Birçok KOBİ, Avrupa’daki firmaları satın almaya başladı” rn 2001 yılında Ankara’da elinde sıkıntıya düşmüş Türk firmalarının listesiyle gezen büyükelçi ve müşavirlerin olduğunu hatırlatan Çağlayan sözlerini şöyle sürdürdü:”Büyükelçiler Türkiye’de ucuza firma kapatmak için gelmişlerdi çok da firma kapanmıştı.Şu anda başka bir sistem var.Bizim önümüzde yeni fırsatlar var.Türkiye’nin 28 yaş ortalamasına sahip genç nüfusu mevcut.Yaş ortalaması 43 olan Avrupa çalıştıracak insan bulamıyor.Avrupa çalışma saatlerini yukarı çekmek istiyor.Fransa’nın haftalık çalışma saati 35 , İngiltere’nin ise 38 saattir.Türkiye’nin 45 saatlik olan haftalık çalışma saatini kimse bir dakika bile geriye götüremez.Bu konuda hiç tavizimiz olmaz.” rn Avrupa’da 1 milyon 600 bin şirket ekonomik zorluk yaşadığı için değil, işini bırakacak mirascılar olmadığı için kapanacak” diyen Çağlayan konuşmasını şöyle sonlandırdı. rn “Bu şirketleri ya Türkler satın alacak ya da ortaklık kuracaklar.Birçok KOBİ,Avrupa’daki firmaları satın almaya başladı.Ekonomi Bakanlığı olarak bu markaları satın almak isteyen iş adamlarına destek veriyoruz.Yurt dışında özellikle AB ülkelerindeşirket almak isteyen iş adamlarının aldıkları danışmanlık hizmetlerinin veya hukuki masrafların %60’ını biz karşılıyoruz.200 bin dolara kadar destekveriyoruz.Bu örneklerin ç.oğalması için Avrupa’da çok örnek var.İş adamlarına bu- rnradan çağrıda bulunuyorum.Yeterki gidin şirketleri alın, biz bakanlık olarak tüm çabalarınızı destekleyeceğiz. rn
|
|
|
| 4 |
T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk ÇELİK / İstanbul Sanayi Forumu 2011 Yılı 2. Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı / Meclis Konuşması |
13-12-2011 |
|
İ.S.O 2. meslek komiteleri ortak toplantısında bulunan T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk rnrnrnÇELİK : “2008 - 2011 yılları arasında istihdam oranını en çok arttıran G20 ülkesiyiz ” rnrnrn T.C. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk ÇELİK, konuşmasına terör olaylarında şehit olan ve depremde rnrnrnhayatlarını kaybedenlere Allah’ tan rahmet dileyerek başladı.Çelik, deprem bölgesinde SSK primlerinin bir yıl ertelenmesi ve oradaki işletmelerin, işverenlerin kısa çalışma ödeneğinden yararlanmasıyla ilgili gerekli talimatların verildiğini belirtti. rnrnrn Türkiye’ de her alanda son 9 yılda değişim vedönüşümün yaşandığını söyleyen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Çelik, eğitimden sağlığa,ulaşımdan ekonomiye Türkiye’nin son dokuz yılını dolu dolu geçirdiğini belirterek“Batı ekonomileri krizlerle çalkalanırken, Türkiye’nin %11,6’lık ve 8,8’lik büyüme oranı yakalaması önemlidir”dedi. rnrnrn Yeni dönemde 2023’e doğru hızlı bir şekilde yol alındığını söyleyen Çelik,”Bu süreçte hedeflerimiz belli.Gününü, ayını,yılını planlayamayan bir Türkiye’den 2023 hedeflerini ortaya koymuş bir Türkiye noktasına gelmiş bulunuyoruz.On büyük ekonomi içinde olacağız.Altyapı sorunlarını çözmüş bir ülke konumuna geleceğiz. rnrnrn Faruk Çelik :” 2023’e doğru koşarken ilk işimiz sivil bir anayasa oluşturmak.Prangalardan kurtulmuş bir anayasa oluşturmak asıl hedefimiz.Darbeyle anılan bir 1982 Anayasası değil, demokrasiyle, özgürlükle anılan bir 2012 anayasası sürecini birlikte başaracağız inancındayım” dedi. rn “Tüm konularda olmazsa olmazımız sosyal taraflarla mutabakattır” rnrnrn Dokuz yıllık dönem içinde başta İş Kanunu olmak üzere, sosyal güvenlik reformu ve bunun devamı olarak genel sağlık sigortası reformlarının gerçekleştirildiğini belirten Çelik ,”İstihdan paketi ve istihdamın üzerindeki yüklerin azaltılması, mesleki eğitim programlarına çok ciddi bir kaynağın tahsis edilmesi,1 Mayıs’ın tatil ilan edilmesi gibi toplumumuzu rahatlatan pekçok reform bu dönem içinde gerçekleştirildi.İçinde bulunduğumuz süreçteyse gündeme aldığımız ve alacağımız önemli konular var.Bunların başında Sendikalar Kanunu dediğimiz 2821 ve 2822 sayılı kanunları sosyal taraflarla üç aydır tartışıyoruz” dedi.Çelik sözlerine şöyle devam etti:”Toplu İş Sözleşmesi ve Grev ve Lokavt Kanunu, 2822 sayılı kanun, memurlara toplu sözleşme hakkı, anayasa değişikliğinin çıkarılması, alt işverenlik, esnek çalışma, kıdem tazminatı, intibak ve teşviklerle ilgili konu başlıklarında ifade edebileceğimiz konuları gündemimize almış bulunuyoruz.Tüm bu konularda olmazımız sosyal taraflarla mutabakattır.Sabırlı bir şekilde bu ülkenin geleceğini, çalışma hayatımızı çok yakından ilgilendiren bu konuların müzakeresini gerçekleştiriyoruz.” rnrnrn 2821 ve 2822 sayılı kanunlarda taslakların birleştirildiğini ve tek bir yasa haline getirildiğini ifade eden Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik,” 2822 sayılı kanun ile konfederasyonlar arası ihtiyari bir çerçeve sözleşmesi getiriyoruz. Bu taslaktaki iş yerindeki yüzde 50+1 barajı aynen korunuyor.Taslakta ayrıca işletme barajı %40 ve iş koluna da %10’dan binde 5’e gerileyen bir baraj anlayışı var. Bildiğiniz gibi bu %10 iş kolu barajı ILO ve AB normları çerçevesinde olmaması gereken bir baraj olarak Türkiye’nin önüne konan bir bakış açısı.Biz de öncelikle tüm bu örgütlenmede verilen Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine endeksledik.bununla ilgili düzenleme yaptık.Bu düzenlemeyi yapınca aslında sendikal hayatımızda gerçek tablosunu görme imkanı elde etmiş olduk” dedi.19. İş Sağlığı ve Güvenliği Kongresi’nin, 11-14 Eylül 2011 tarihinde İstanbul’da yapıldığına değinen Çelik, “120 ülkeden 5 bin 400 iş sağlığı ve güvenliği profesyoneli katıldı.Bu toplantının neticesinde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili bir deklarasyon imzaladık.Müstakil iş sağlığı ve güvenliği yasa taslağını hazırlamış bulunuyoruz.Bu yasa kuralcı bir yasa değil.Önleyici ve iyileştirici, geliştirici bir yasa olacak yalnız işçileri değil, memurlarıda kapsamı içine alan, bir yasa olacak” şeklinde konuştu. rnrnrn İstihdamı artırmak için, istismara yol açmamak ve iç piyasadaki katılığı gidermek suretiyle esnek çalışma usullerinin kullanımına imkan verecek düzenlemelerden yana olduklarının altını çizen Faruk Çelik , sözlerini şöyle sürdürdü:”Bizim mevzuatımızda, İş Kanunumuzda esnek çalışmayla ilgili biröçok usül var.Nerede esnekliği engelleyen bir tablo var, bunu net bir şekilde ortaya koymamız gerekiyor.Mevcut mevzuatımızdaki esnek çalışma ve düşünülen çalışmalar neyse, bunları bütünleştirip hızlı bir şekilde Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sevk etme niyetindeyiz.” rnrnrn “Alt işverenlik, diğer bir tabiriyle taşeron işçi konusu ciddi bir sorun.İşçiler açısından bakacak olursak izin, ücret ve çalışma saati sorunları var, sendikal haklar ve kıdem tezminatından mahrum olma sorunları var.Kendileriyle bir araya geliyoruz.İşverenlerde baktığımızda onlar açısından da sıkıntı çekiliyor.En önemli konu başlıklarından birini kıdem tazminatı oluşturuyor.İşsizlik sigortasına işveren %2, işçi %1, devlet de %1’lik bir fonla katkı sağlıyor.Fonda şu anda rnrnrntoplam 52 milyar bulunuyor.Ayrıca 30’dan fazla işçi çalıştıran iş yerlerinde de iş güvencesi var.İşveren haksız yere işçi çıkarırsa tazminatlarla karşı karşıya kalıyor.Bir taraftan iş güvencesi bir taraftan da kıdem tazminatı güvencesi bulunuyor.Kıdem tazminatı bildiğiniz gibi 1936’dan beri mevzuatımızda yer alıyor ve 1971’de de en az 3 yıl çalışana her yıl 15 günlük ücret ödeme kaydı varken , daha sonra bu 1 yıl çalışana 30 günlük giydirilmiş ücret şekline dönüşmüş.Şimdi rnrnrnmevcut uygulama işverenler için bir yük ve belirsizlik, işçi açısından ise birçok işçinin yararlanamadığı bir uygulama.Kapsam dahilindeki işçilerin oranıda çok düşük .”İşgücü piyasasındaki katılıkları gidermek ve istihdamı arttırmak için çalışma yaptıklarını kaydeden Çelik,”Sizlere, bizlere, işçi sendikalarına kısacası hepimize düşen önemli günler var.Hep birlikte bu konuda bu işi yeni açmazlara sokacak kesimlere karşı vereceğimiz çok ciddi cevaplar var” dedi.Faruk Çelik, işsizlik verileriyle ilgili olarakta bilgi verdi:”Temmuz ayında işsizlik 10,6’dan 9,1’e geriledi.AB ülkelerindeki işsizlik oranı, Temmuz itibariyle 9,5, ABD’de ise 9,1.Son bir yılda işsiz sayısında 273 bin azalma, istihdam oranındaysa 1 milyon 475 bin artış söz konusu.”İstihdam odaklı büyüme çerçevesinde 5 puanlık sigorta prim indirimi ve bu indirim neticesinde 5 milyarlık bir yükü iş adamlarından aldıklarını belirten Faruk Çelik, 1 milyon 300 bin iş yerinin 966 binin bu 5 puanlık indirimden yararlandığını ve bu oranın da 6 milyon 700 bin işçiye tekabül ettiğini söyledi.6111 sayılı Yasa’da istihdamı arttırma amaçlı bazı teşviklerin yer aldığını dile getiren Çelik,”Bu teşviklerle çalışma hayatını daha anlaşılır hale getirerek uygulamadaki zorlukları ortadan kaldıracağız” diye konuştu. rn “Nitelikli iş gücü ihtiyacını 2,5 milyon işsiz arasından karşılayamıyoruz” rnrnrn Konuşmasında özürlü istihdamı konusuna da değinen Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik kamuda %54 oranında özürlü istihdamı sağladıklarını belirterek”Özürlü istihdamı sağlamak adına sınav yönetmeliği yaymladık.Özel sektördeyse %3 kota var.Türkiye’de bu sahadaki kota 300 bin ama istihdamın 40 bin olduğunu sizlere belirtmek istiyorum.Sanayi sektöründe kota 90 bin, istihdam edilen özürlü sayısı 15 bin 465.Şimdi bu konuda toplam bir toplumsal rnrnrnsorumluluk gereği üzerimize düşen görevi yapmamız gerekiyor.Engelli vatandaşlarımızın primlerini de Hazine karşılıyor.Ben 3 kişi değil 4 kişi çalıştırmak istiyorum diyorsanız ilave istihdamın da %50!sini yine Hazine Karşılıyor”dedi.Çelik, kayıt dışı istihdamla ilgili rakamları İSO Meclis Üyeleriyle şöyle paylaştı:”İstanbul kayıt dışı ile mücadelemizde en başarılı illerimiz arasında yer alıyor.2010 yılında İstanbul’da kayıt dışı istihdam oranı %24’tü.
|
|
|
| 5 |
T.C. Ekonomi Bakanlığı Ekonomik Araştırmalar ve Değerlendirme Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Alper Kurtoğlu / İstanbul Sanayi Forumu 2011 Yılı 2. Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı / Meclis Konuşması |
13-12-2011 |
|
T.C. Ekonomi Bakanlığı Ekonomik Araştırmalar ve Değerlendirme rnrnrnGenel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Alper Kurtoğlu:”İhracat, üretim, rnrnrnyatırım ve istihdamı etkileyen politikaların etkileşimli kullanılması önemli” rnrnrn rnrnrn İstanbul Sanayi Odası 2011 Yılı 2. Meslek Komiteleri Ortak Toplantısı’nda T.C. Ekonomi Bakanlığı Ekonomik Araştırmalar ve Değerlendirme Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Alper Kurtoğlu, Bakanlığın çalışmalarıyla ilgili rnrnrndavetlilere bir sunum yaptı.Konuşmasına 2023’te asli hedeflerinin ihracatta 500 milyar dolarlık ihracat hedefinin yakalanması olduğu bilgisini vererek başlayan Kurtoğlu,”Bu noktada ihracat, üretim, yatırım ve istihdamı etkileyen politikaların birbirinin destekleyecek bir şekilde etkileşimli olarak kullanılması ön plana çık- rnrnrnmaktadır.İmalat sanayisinde hizmet üretim potansiyelinin ihracat odaklı değerlendirilmesi, sürdürülebilir ihracat artışının sağlanması ve ihracatta katma değeri yüksek ve teknolojisi yoğun sektörlere geçilmesi burada kapsamı teşkil etmekte- rnrnrndir.Bu amaç ve kapsam doğrultusunda Başbakanlık genelgesiyle kurulan İhracata Dönük Üretim Stratejisi Değerlendirme Kurulu çok önemli bir görev üstlenmiş durumda.Bu kurulun başkanlığı T.C. Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan yürütüyor ve ilgili tüm kurumların üst düzey bürokratları ve sivil toplum kuruluşlarının, Türkiye İhracatçılar Meclisi’nin, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin başkanları bu kurula katkı sağlıyor”dedi. rnrnrn Kurulun ana gündemini, son bir yıldır Girdi Tedarik Stratejisi’nin (GİTES) oluşturduğunun altını çizen Alper Kurtoğlu,”GİTES, ihracata dönük üretim stratejisi kapsamında sanayinin ham madde ve girdilere tarif edilmemiş fiyatlarla sürdürülebilir erişimini güvence altına alınması, gelir tedarikinin ithalata bağlımlılığının azaltılması, tedarik sürekliliği ve güvenliği sağlanması ve bu yolla ihracatta sürdürülebilir rekabet gücü artışı yakalanması amaçlarıyla ortaya konulmuş bir rnrnrnstratejidir” dedi. rnrnrn Şimdiye kadar yapılan çalışmaların yurt dışına yönelen Türk yatırımlarını ihtiyaç duyulan girdi alanlarına yönlendirmek,bölgesel dış ticaret stratejilerine serbest ticaret ve ferdi ticaret anlaşmalarına girdi tedarik konusunu yansıtmak olduğunu belirten Kurtoğlu,”Yöntem olarak sektörel çalışma grupları bakanlık bünyesinde oluşturulmuş ve önce çalışma grupları ön raporlarını ortaya koymuştur.Burada zaman zaman stratejiye ilişkin bize intikal eden sorularda, sektörlerin neye göre belirlendiği doğrudan doğruya Dünya Ticaret Örgütü’nün sektörel sınıflandırılmasında ülkemizin ara malı ithalatında bağımlılığı en yüksek sektörlere göre yapılmaktadır.”Sunumunda demir-çelik ve hurda kalemlerine ilişkin verileri örnek olarak aktaran Alper Kurtoğlu ,”Hem çelik üretimimizin %70’i hurdaya dayalı tesislerde gerçekleşiyor ve 2015 itibarıyla 20-25 milyon tonlar civarında olan hurda kullanımımızın artan kapasitelerle birlikte, 34 milyon tona ulaşacağı öngörülüyor.Gerek temel ekonomik göstergeler gerekse sektörün rekabet gücü açısından hurdada yeterlilik oranı en düşük, ithalata bağlılık oranı ise en yüksek ülke konumundayız ve dünyanın bir numaralı hurda ithalatçısıyız” dedi. rnrnrn Hurdakonusunda bir diğer önemli kanunun iç kaynağın geliştirilmesi olduğunun altını çizen T.C. Ekonomi Bakanlığı Ekonomik Araştırmalar ve Değerlendirme Genel Müdürlüğü Genel Müdür Yardımcısı Kurtoğlu,”Sektör yılda yaklaşık 25 milyon ton hurda ihtiyacının 5 milyon tonunu yurt içinden karşılayabiliyor.İç kaynağın en iyi değerlendirilmesi halinde bu oranın 10 milyon ton civarına ulaşması öngörülüyor” diye konuştu. rnrnrn rnrnrn “Buzdolabı yapımında kullanılan kompresörler nedeniyle yaklaşık yıllık 400 milyon dolar açık veriyoruz” rn Demir-çelik sektörünün hurdadan sonraki en önemli girdilerinin demir cevheri ve koklaşabilir taş kömürü olduğunu vurgulayan Kurtoğlu,”Bu girdiler entegre demir-çeliksiz tesislerimizin üretiminde en önemli iki girdi konumunda yer alıyor.2010 yılında her biri yaklaşık 1 milyar dolar olmak üzere ülkemizin 2 milyar dolarlık demir cevheri ve koklaşabilir taş kömürü ithalatı bulunuyor.Demir-çelik ihracatının ve üretiminin büyük bir kısmı Brezilya, Avustralya, Hindistan, Kanada ve Güney Afrika’da yapılıyor.Bundan dolayı bu ülkelerde demir cevheri üretimi ve ticaretini kontrol eden büyük şirketler ortaya çıkıyor” dedi.Makine sektöründe yaşanan sıkıntılar hakkında da bilgi veren Alper Kurtoğlu ,”Makine sektörü içerisinde en fazla açık verilen bir numaralı ürün buzdolabı yapımında kullanılan kompresörlerdir.Buzdolabı yapımında kullanılan kompresörler yaklaşık yıllık 400 milyon dolar açık veriyor.2011yılı itibariyle bu oranın 600 milyon dolara ulaşması bekleniyor.Kompresörlerin tüm buzdolabı üretimi içerisinde maliyette %30 payı bulunuyor.675 milyon dolarlık buzdolabı ihracatımız içinde, malesef ihraç edilen her üründe Çin veya Slovak kompresörlerini kullandığımızı görüyoruz”diye konuştu.Kurtoğlu diğer sektörler hakkında ise şunları söyledi:”Otomotiv sanayi sektörü, toplam 5 bin civarı parça grubundan oluşuyor.Motor aktarma organları,saç,plastik,kauçuk,elektronik ve gömülü yazılım buradaki temel ana girdi kalemleri olarak belirleniyor.Kimya sanayisinde de çok net bir şekilde malesef petrokimyada yaklaşık 6 milyar dolarlık açık görüyoruz.Ülkemiz ihtiyacının ancak %25’i karşılanabiliyor.Tekstil sektöründe ise şüphesiz ham pamuk buradaki en önemli husus.Yıllık ithalatı 1,7 milyar dolar.Sürece baktığımızda pamuk ipliğinde ve pamuklu mensucatta da ham pamuk kadar olmas da açık verdiğimizi görmekteyiz.Tekstil katma değer zincirine baktığımızda ve İtalyan tekstiliyle Türk tekstilini kıyasladığımızda enteresan bir sonuç ortaya çıkıyor.Ülkemizde birimlerin ihraç birim fiyatı 15 dolar/kilogram seviyesindeyken İtalya’da 53 dolara kadar çıktığını görmekteyiz.Son olarak Girdi Tedarik Stratejisi’nin (GİTES) sanayi sektör stratejileri eylem planına girdiğini vurgulamak istiyorum.GİTES ve sektör stratejileri arasında bütünlük ve eşgüdüm bu sayede sağlanıyor.Yıl sonu itibariyle Bakanlığımızca oluşturulan yatırım teşvik politikaları GİTES sonuçları da dikkate alınarak yeniden şekillendirilecek.”
|
|
|
| 6 |
İSO, Dış Ticaret Okulu projesi ile ihracatçı yetiştirmeye devam ediyor... |
16-12-2011 |
|
İSO, Dış Ticaret Okulu projesi ile ihracatçı yetiştirmeye devam ediyor..rn Dış Ticaret Okulu projesi 21 Eylül - 25 Ekim 2011 tarihleri arasında gerçekleştirildi.Projeyle ihracata yeni başlamış firmaların dış pazarlarda iş yapma kapasitelerini arttırması ve henüz ihracat yapmayan ancak firma / ürün profili açısından ihracat potansiyeli bulunan firmaların dış pazarlara açılması amaçlanıyor. rnrnrnrn Uluslararası ticaretin ortak kuralları çerçevesinde serbestleştiği küreselleşme sürecinde, dış ticaret ülkelerin kalkınmasında en güçlü unsurlardan biri. Günümüzde, dış ticaretin getirilmesi ülkelerin uluslararası siyasette var olması açısından da son derece gerekli.Bu noktadan hareketle, İstanbul Sanayi Odası bünyesinde yer alan Avrupa İşletmeler Ağı (AİA)-Enterprise Europe Network (EEN) projesinin başlıca faaliyetlerinden biri olarak işletmelerin yurt dışı pazarlarda ihracat kapasitelerini artırmaya yönelik eğitimler düzenliyor.Bu sene ikinci düzenlenen Dış Ticaret Okulu eğitim programı, 21 Eylül-2 Ekim 2011 tarihleri arasında, haftada iki gün, toplamda 60 saat olarak gerçekleştirildi. rnrnrnrn Dış Ticaret Okulu projesi ile İstanbul Sanayi Odası, üyeleri arasındaki ihracata yeni başlamış firmaların dış pazarlarda iş yapma kapasitelerinin artırmalarını ve henüz ihracat yapmayan ancak firma / ürün profili açısından ihracat potansiyeli bulunan firmaların da dış pazarlara açılmalarını amaçladı. rnrnrnrn Eğitim öncesinde yapılan duyuruya gelen ön talepler arasından, projenin amacına en uygun firmalar seçildi.Başvuran firmaların, daha önce ihracatı denemiş, ancak çeşitli nedenlerle beklediği sonuçları alamamış olmaları ya da sektör analizlerine göre halihazırda güçlü potansiyele sahip olmalarına rağmen henüz bir ihracat girişiminde bulunmamış olmaları tercih edildi.Ayrıca eğitime katılım sağlayan firmaların İstanbul Sanayi Odası üyesi olması, başka bir deyişle üretici olması dikkate alındı.Firmaların büyüklükleri ise çalışan sayısına göre (10 - 100 aralığında) değerlendirilmiş olup, firma adına eğitime katılan kişilerin ön şart olarak mutlaka yabancı dil biliyor olması istendi.Söz konusu değerlendirme ölçütlerine uyan firmalara bire bir ziyaret gerçekleştirilerek, firmaların uygunluğu, ürünler ve katılacak kişilerin yetkinlikleri incelendi, böylelikle ihracat potansiyelleri belirlendi. rnrnrnrn Uluslararası pazar araştırması ve pazarlama ağırlıklı eğitimde, dış ticaretin operasyon bölümüne ilişkin konular ve mevzuat ya da devlet yardımları gibi firmaları bulundukları durumdan daha üst seviyeye taşıyacak konular hakkında bilgi verildi. rnrnrnrn Başvurular arasından seçilen 25 firma, öncelikle dünya ticaretini belirleyen küresel eğilimler hakkında bilgilendirildi.Böylelikle ihracat yönetimi ve ihracat stratejisi oluşturma adına hangi konularda kendilerini güncel tutmaları gerektiğini yönetimsel ve stratejik olarak ortaya konuldu. rnrnrnrn Eğitim süresince, doğru müşteri segmenti belirleme yöntemleri, ürün konumlandırma, uluslararsı pazar araştırma yöntemleri, uluslararsı pazarlara ulaşımda kullanılan bilgi kaynakları, uluslararası pazarlama, dağıtım kanalları, ürün destek/müşteri hizmetleri, lojistik ve tedarik zinciri yönetimi, ürün kalite standartları ve sertifikasyonlar, kalite/yönetim/çevre güvence sistemleri gibi konularda bilgi sunuldu. Uygulamalı olarak ihracat sürecinde yer alan, sipariş alımından müşteriye sevkine kadar olan akış ile ilgili tüm ihracat prosedürleri aktarıldı.İhracatta kullanılan belgeler, ödeme ve teslim şekilleri, INCOTERMS teknik terimleri, bankacılık işlemleri ve kambiyo mevzuatı, akreditif çeşitleri, dış ticaretin finansmanı ve alternatif finansman teknikleri (adi iştirak, forfaiting, faktoring ve leasing vb.), ithalat ve ihracatta gümrük işlemleri ve mevzuatı, serbest bölgeler mevzuatı, müşteri odaklı pazarlama ve satış yöntemleri, ihracatta e-pazarlama, dış ticaret hukuku ve uluslararsı sözleşmeler,uluslararası ticari uyuşmazlıkların çözümü ve tahkim, Ekonomi Bakanlığı ve KOSGEB gibi kurumlar tarafından verilen devlet destekleri kullanımı konularında da katılımcılara en güncel bilgiler verildi. Akademisyenler, danışmanlar, yetkilendirilmiş gümrük müşaviri ve özel sektör temsilcileri tarafından verilen eğitim süresince, aynı zamanda, ihracatta başarılı olmuş firmalar katılımcılara deneyimlerini aktardı.Dış Ticaret Okulu eğitim programında her firmaya, eğitim kadrosunda yer alan eğitmenlerden ve İSO çalışanlarından oluşan ekipten özel bir uzman/danışman tahsis edilmesi ve bu kişinin sorumlu olduğu firma ile bire bir çalışması, sürecin en önemli özelliklerinden birini teşkil etti.Katılım sağlayan firma temsilcileri, eğitim esnasında ve sonrasında dış ticaret ile ilgili her türlü sorularına cevap alabilecekleri bir koçluk sistemi üzerinden sistemli ve anında talep ettikleri bilgilere ulaşabildi.Söz konusu sistem, bir dış ticaret platformuna dönüştürülerek, firmaların taleplerine karşılık vermeye yönelik olarak devam ediyor. rnrnrn Uluslararası pazar araştırması ve pazarlama ağırlıklı yürütülen, dış ticaretin operasyon bölümüne ilişkin konuların ve genel olarak mevzuatınele alındığı eğitim öncesinde, genel bir seviye tespit amaçlı sınava tabi tutulan katılımcılar için, eğitim sonrası da bitirme sınavı gerçekleştirilerek katılımcıların Dış Ticaret Okulu eğitim programı sayesinde ulaştıkları seviye ölçüldü. rnrnrn Eğitime düzenli devam eden ve bitirme sınavı sonucu ile sunumu beraber değerlendirildikten sonra başarılı olan firma temsilcilerine, İstanbul Sanayi Odası Genel Sekreteri Mete Meleksoy’un katılımıyla 25 Ekim 2011 tarihinde düzenlenen törende sertifikaları takdim edildi. rnrnrn Dış Ticaret Okulu projesi, eğitim süreci, eğitmenler ve katılımcılar tarafından değerlendirildiğinde başarılı bir çalışma olarak nitelendirildi.Eğitime katılan firmalardan belirli kriterlere göre seçilenler için ihracat gerçekleştirmesi veya yeni pazarlara giriş stratejileri geliştirmelerine destek olmak amacıyla firmaya özel danışmanlık desteği verilecek.İstanbul Sanayi Odası benzer bir eğitim programını 2012 yılında da düzenlemeyi planlıyor.
|
|
|
| 7 |
İhale Duyurusu |
06-02-2012 |
|
|
|
|
 |
|
|